Kitsch Yeniden Cool Oldu
Kitsch Yeniden Cool Oldu
Bir dönem iyi tasarımın kuralları oldukça net görünüyordu. Grid düzgün olmalı, renkler birbiriyle uyumlu çalışmalı, tipografi kontrollü kullanılmalı, boşluklar korunmalı ve tasarım mümkün olduğunca temiz görünmeliydi. Özellikle dijital tasarım dünyasında minimalizm uzun süre neredeyse evrensel bir kalite göstergesine dönüştü.
Sonra tasarımcılar her şeyi bozmaya başladı.
Dev puntolar ekranların dışına taştı. Birbiriyle kavga eden renkler yan yana getirildi. Comic Sans benzeri karakterler yeniden görünmeye başladı. Gradient'ler, yıldızlar, krom efektleri, kalpler, sticker'lar, kötü dekupeler, piksel grafikler, düşük çözünürlüklü görseller ve 2000'lerin internetini hatırlatan estetik geri döndü.
Daha da ilginci, bütün bunlar artık “amatör tasarım” olarak görülmüyor.
Aksine moda markalarından müzik endüstrisine, ambalaj tasarımından sosyal medyaya kadar yaratıcı dünyanın önemli bir bölümü bilinçli biçimde fazla, garip, kitsch ve zaman zaman çirkin görünmeye başladı.
Peki tasarım neden yeniden bu noktaya geldi?
Belki de cevap oldukça basit: Her şey fazla güzel olduğunda, güzel olmak artık dikkat çekmiyor.
Önce Kitsch'i Anlamak Gerekiyor
“Kitsch” kelimesi bugün çoğu zaman aşırı süslü, zevksiz, ucuz veya gereğinden fazla duygusal görünen şeyleri tanımlamak için kullanılıyor. Plastik çiçekler, altın renkli dekorasyonlar, porselen melekler, parıltılı yazılar, kalpler, sahte mermerler, gösterişli çerçeveler ve abartılı renk kombinasyonları kitsch dünyasının klasik örnekleri arasında düşünülebilir.
Ancak çağdaş tasarım kitsch'i olduğu gibi geri getirmiyor.
Onu bilinçli biçimde kullanıyor.
Aradaki fark önemli.
Bir tasarımcının ne yaptığını bilmeden beş farklı font kullanmasıyla, beş farklı fontu bilinçli olarak çarpıştırması aynı şey değil. Birincisi tasarım problemi olabilir; ikincisi ise yaratıcı karar.
Bugünün kitsch estetiğinde tam olarak bu ironi bulunuyor.
Tasarımcı kuralları bilmiyor değil.
Kuralları bildiği için onları bozuyor.
Minimalizm Bizi Birbirimize Benzetti mi?
Kitsch'in yeniden yükselişini anlamak için son 10-15 yılın tasarım dünyasına bakmak gerekiyor.
Dijital ürün tasarımının büyümesiyle birlikte markalar giderek sadeleşti. Logolar düzleşti. Sans-serif yazı karakterleri çoğaldı. Web siteleri beyaz alanlar, büyük başlıklar ve kontrollü grid sistemleri üzerine kurulmaya başladı.
Bunun çok mantıklı nedenleri vardı.
Markaların yüzlerce ekran boyutunda çalışması gerekiyordu. Mobil uygulamalar okunabilir olmalıydı. Logolar küçük ikonlara dönüşebilmeliydi. Dijital arayüzlerin kolay anlaşılması gerekiyordu.
Ancak bunun beklenmedik bir sonucu ortaya çıktı:
Her şey birbirine benzemeye başladı.
Moda markalarının logoları benzer sans-serif karakterlere dönüştü. Teknoloji şirketleri aynı yumuşak gradient'leri kullanmaya başladı. Startup web siteleri aynı büyük başlık, yuvarlatılmış kartlar ve pastel renk sistemlerine yöneldi.
Tek tek bakıldığında iyi tasarlanmış işlerdi.
Yan yana koyduğumuzda ise kimliklerini ayırt etmek giderek zorlaştı.
İşte kitsch, maximalism ve anti-design bu steril dünyanın karşısında oldukça güçlü bir tepki sunuyor.
Anti-Design: “Doğru” Tasarımı Bilerek Yapmamak
Anti-design kavramı ilk bakışta tasarım karşıtlığı gibi algılanabilir. Oysa çoğu zaman tasarımın kendisine değil, tasarımın değişmez kabul edilen kurallarına karşı çıkıyor.
Grid bozmak.
Metni döndürmek.
Birbiriyle uyumsuz fontları yan yana getirmek.
Aşırı büyük tipografi kullanmak.
Renkleri çarpıştırmak.
Elementleri üst üste bindirmek.
Okunabilirliği zaman zaman ikinci plana atmak.
Bir butonu klasik bir buton gibi göstermemek.
Bütün bunlar geleneksel UI ve grafik tasarım prensiplerine ters düşebilir. Ancak doğru bağlamda son derece güçlü bir karakter oluşturabilir.
Anti-design'ın amacı çoğu zaman “kötü tasarım yapmak” değildir.
Tasarımın fazla düzgün görünmesini engellemektir.
Bu küçük ayrım, bütün estetiği anlamamızı sağlıyor.
Camp Estetik: Fazlalığın Keyfi
Kitsch'in yakın akrabalarından biri de camp.
Camp estetik abartıyı saklamaz. Tam tersine kutlar.
Daha fazla parıltı.
Daha fazla drama.
Daha fazla renk.
Daha büyük saç.
Daha teatral poz.
Daha gösterişli tipografi.
Camp dünyasında “biraz fazla olmuş” eleştirisi neredeyse iltifat sayılabilir.
Moda ve pop kültürü camp estetiğini uzun zamandır kullanıyor. Ancak sosyal medya çağında bu yaklaşım tasarım dünyasına çok daha hızlı yayılıyor.
Çünkü ekran üzerinde sessizce duran güzel bir kompozisyonla rekabet eden şey artık başka bir tasarım değil.
Videolar, meme'ler, influencer'lar, bildirimler, reklamlar, mesajlar ve birkaç saniyede bir değişen yüzlerce içerik.
Bu ortamda bazen incelik değil, abartı kazanıyor.
Maximalism: “Bir Şeyi Çıkar” Yerine “Bir Şey Daha Ekle”
Minimalizmin meşhur yaklaşımı “less is more” ise maximalism neredeyse bunun karşısına “more is more” diyerek çıkıyor.
Desen üzerine desen.
Görsel üzerine yazı.
Yazının üzerine sticker.
Sticker'ın yanına başka bir font.
Arka planda gradient.
Üzerine yıldız.
Biraz krom.
Biraz noise.
Biraz 3D.
Ve garip biçimde, doğru yapıldığında hepsi çalışabiliyor.
Maximalist tasarımın başarısı aslında rastgelelikten gelmiyor. İyi maximalist tasarımın altında çoğu zaman son derece kontrollü bir kompozisyon bulunuyor.
Göz nereye bakacak?
Hangi öğe önce görülecek?
Renk dengesi nerede kurulacak?
Kaos hangi noktada duracak?
Bunların hepsi hâlâ tasarım problemi.
Dolayısıyla maximalism “her şeyi sayfaya atalım” demek değil.
Kontrollü kaos tasarlamak.
Sosyal Medya Tasarım Zevkimizi Değiştirdi
Bugünkü görsel kültürü sosyal medyadan bağımsız değerlendirmek neredeyse imkânsız.
Instagram'ın ilk dönemlerinde kusursuz feed'ler, aynı filtreyi kullanan fotoğraflar ve dikkatle hazırlanmış grid sistemleri oldukça popülerdi. Zamanla bu kusursuzluk yapay görünmeye başladı.
TikTok bunun tam tersini büyüttü.
Telefon kamerası.
Ekran görüntüsü.
Kötü ışık.
Üzerine yazılmış büyük altyazılar.
Ani zoom.
Düşük çözünürlük.
Meme grafikleri.
Yeşil ekran.
Garip fontlar.
İnternetin kendi görsel dili profesyonel reklam estetiğinin önüne geçmeye başladı.
Çünkü bunlar kullanıcıya “reklam” gibi görünmüyordu.
İnternet gibi görünüyordu.
Markalar da doğal olarak internetin dilini konuşmaya başladı.
“Çirkin” Tasarım Scroll'u Durduruyor
Burada reklamcılık açısından son derece önemli bir konu var: dikkat.
Sosyal medyada kullanıcı yüzlerce içeriğin içinden geçiyor. Her fotoğraf profesyonel, her ürün iyi ışıklandırılmış ve her tasarım kusursuz olduğunda kusursuzluk sıradanlaşıyor.
Sonra karşınıza sarı zemin üzerine mor Comic Sans benzeri yazıyla hazırlanmış garip bir reklam çıkıyor.
Gözünüz istemsizce duruyor.
Neden?
Çünkü görsel sistemde bir anormallik var.
Beyin bunu fark ediyor.
Bu nedenle anti-design reklamcılık açısından yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda attention engineering, yani dikkat tasarımı olarak düşünülebilir.
Bazen tasarımın görevi güzel olmak değildir.
Önce görülmektir.
Meme Kültürü Grafik Tasarımı Ele Geçirdi
Meme kültürü çağdaş grafik tasarımın belki de en hafife alınan etkilerinden biri.
Meme'ler profesyonel tasarım standartlarına göre çoğu zaman korkunçtur.
Yanlış font.
Kötü çözünürlük.
Garip crop.
Beyaz kenarlar.
Ekran görüntüsünün ekran görüntüsü.
Üzerine tekrar yazı.
Ancak iletişim açısından inanılmaz güçlüdür.
Çünkü kullanıcı estetik kaliteyi değil, fikri okur.
Bu durum tasarımcılara önemli bir şey gösterdi:
İletişim her zaman güzellikten geçmek zorunda değil.
Bir görsel komikse, garipse veya kültürel bir referansa dokunuyorsa düşük prodüksiyon kalitesi bazen mesajı daha da güçlendirebilir.
Markaların meme kültürüne yönelmesinin temelinde de bu bulunuyor.
Fakat burada tehlikeli bir çizgi var. İnternet kültürünü gerçekten anlamadan meme üretmeye çalışan marka, saniyeler içinde “kurumsal bir ekibin genç görünmeye çalışması” hissini verebilir.
Kitsch'in en zor tarafı da bu.
Zorlama görünmemesi gerekir.
Y2K Neden Geri Döndü?
Bugünkü kitsch dalgasının önemli parçalarından biri Y2K estetiği.
2000'lerin başındaki internet kültürü bugün yeniden tasarım referansına dönüşmüş durumda.
Krom yazılar.
Metalik yüzeyler.
Parlak gradient'ler.
Baloncuk tipografiler.
Piksel grafikler.
Eski bilgisayar arayüzleri.
CD ve DVD estetiği.
Yıldızlar.
Kelebekler.
Pembe.
Gümüş.
Şeffaf plastik.
Düşük çözünürlüklü dijital kameralar.
Bir zamanlar eski moda görünen bütün bu unsurlar yeni nesil için nostaljik ve aynı zamanda yabancı bir gelecek tasviri sunuyor.
Burada ilginç bir paradoks var.
2000'lerde gelecek böyle hayal ediliyordu.
2020'lerde ise geçmişin geleceğini yeniden tasarlıyoruz.
Bu yüzden Y2K estetiği hem nostaljik hem fütüristik görünebiliyor.
7
Analog Kusurlar Neden Yeniden Değerli?
AI çağının yükselişiyle birlikte başka bir değişim daha yaşanıyor.
Dijital görüntüler giderek kusursuzlaşıyor.
Cilt kusursuz.
Işık kusursuz.
Kompozisyon kusursuz.
Ürün kusursuz.
Arka plan kusursuz.
Ve tam bu nedenle bazı yaratıcı işler bilinçli biçimde kusur eklemeye başladı.
Film grain.
Tarayıcı izi.
Fotokopi dokusu.
Yırtılmış kâğıt.
Yanlış baskı.
Halftone.
Noise.
Risograph kaymaları.
El yazısı.
Kötü dekupe.
Flaşlı fotoğraf.
Bunların hepsi görüntüye insan izi ekliyor.
Dijital dünyanın giderek pürüzsüzleştiği bir dönemde kusur, karaktere dönüşüyor.
Bu nedenle analog tasarımın geri dönüşünü yalnızca nostalji olarak görmek eksik kalabilir. Kusur artık görüntünün “üretilmiş” olduğunu saklamıyor; tam tersine onun fiziksel bir geçmişi varmış hissi yaratıyor.
AI Estetiği Kitsch'i Daha da Güçlendirebilir
Yapay zekâ ile görsel üretimin yaygınlaşması tasarım dünyasında başka bir tekdüzelik problemi yaratıyor.
Belirli ışıklar.
Benzer yüzler.
Benzer sinematik kompozisyonlar.
Aşırı pürüzsüz yüzeyler.
Tanıdık renk paletleri.
Bir noktadan sonra “AI gibi görünen” ayrı bir estetik ortaya çıkıyor.
Buna karşı tasarımcıların daha kirli, daha analog, daha tuhaf ve daha kişisel görsel diller araması şaşırtıcı değil.
Belki önümüzdeki dönemde profesyonel görünmenin yolu kusursuz görünmek değil, insan tarafından yapılmış olduğu hissini korumak olacak.
Kitsch Ambalaj Tasarımına da Girdi
Bu yaklaşım yalnızca sosyal medyada görülmüyor.
Ambalaj dünyasında da karakterli tipografi, maskotlar, parlak renkler, çizimler, retro referanslar ve bilinçli biçimde “fazla” görünen tasarımlar artıyor.
Özellikle genç tüketicilere ulaşmak isteyen yiyecek, içecek, kozmetik ve lifestyle markalarında ambalaj artık rafta sessizce şık görünmek yerine bağırabiliyor.
Çünkü fiziksel rafta da dijital feed'deki problemle karşı karşıyayız:
Dikkat.
Yan yana duran 40 ürünün arasında minimalist beyaz kutu artık otomatik olarak premium görünmeyebilir.
Bazen turuncu bir canavar daha fazla satabilir.
Moda Dünyası “Kötü Zevki” Çoktan Sahiplendi
Moda, kitsch ve camp estetiğin geri dönüşünü en hızlı benimseyen alanlardan biri oldu.
Moda dünyasının burada sahip olduğu avantaj, ironiyle uzun süredir rahat olması.
Bir şey aynı anda hem çirkin hem pahalı olabilir.
Hem komik hem sofistike olabilir.
Hem nostaljik hem yeni olabilir.
Bu ikilikler çağdaş marka tasarımına da taşınıyor.
Artık markanın mutlaka “ciddi” görünmesi gerekmiyor.
Bazen bilinçli biçimde garip olmak çok daha güçlü bir kişilik yaratıyor.
Kitsch Her Marka İçin Doğru mu?
Hayır.
Belki de bu yazının en önemli kısmı burası.
Bir hukuk firmasının web sitesini Y2K krom fontlarla doldurmak yalnızca trend olduğu için iyi fikir olmayabilir. Aynı şekilde ciddi güven gerektiren finans, sağlık veya B2B alanlarında okunabilirliği bilinçli biçimde bozmak marka güvenini zedeleyebilir.
Kitsch bir efekt değildir.
Marka kişiliğiyle ilişkilidir.
Markanız eğlenceli, genç, asi, deneysel, kültürel veya yaratıcı bir alandaysa son derece güçlü çalışabilir.
Fakat markanın doğasıyla çelişiyorsa trend taklitçiliğine dönüşür.
İyi tasarımın temel sorusu burada yine aynı:
Neden?
Neden bu font?
Neden bu renk?
Neden bu kadar fazla?
Neden bu kadar garip?
Cevap “çünkü trend” ise yeterli değildir.
Kuralları Bozabilmek İçin Önce Kuralları Bilmek Gerekiyor
Anti-design konusunda belki de en sık yapılan hata bu.
Bir grid'i bilinçli olarak bozmak ile grid kuramamak aynı şey değil.
Tipografik hiyerarşiyi bilinçli biçimde altüst etmek ile hiyerarşi oluşturmayı bilmemek aynı şey değil.
Renkleri kasıtlı biçimde çarpıştırmak ile renk teorisini bilmemek aynı şey değil.
Profesyonel anti-design'ın arkasında çoğu zaman oldukça güçlü klasik tasarım bilgisi bulunuyor.
Picasso'ya atfedilen meşhur düşüncenin tasarımdaki karşılığı gibi:
Önce kuralları öğrenirsiniz.
Sonra onları ne zaman bozacağınızı öğrenirsiniz.
“Ugly” Tasarım Aslında Güçlü Bir Marka Stratejisi Olabilir
Burada reklamcılık açısından çok değerli bir ders bulunuyor.
Bir marka her zaman herkes tarafından güzel bulunmak zorunda değil.
Hatta bazen herkes tarafından güzel bulunmaya çalışmak markayı tamamen kişiliksiz hâle getirebilir.
Çünkü güçlü kimlik biraz kutuplaştırıcı olabilir.
Birileri çok sever.
Birileri anlamaz.
Birileri nefret eder.
Ama hatırlar.
Markalaşmada hatırlanabilirlik son derece değerlidir.
Bu nedenle “Bu tasarımı herkes sever mi?” sorusunun yerine bazen şunu sormak daha doğru olabilir:
“Bu tasarımın kime ait olduğunu insanlar hatırlar mı?”
Sosyal Medya Çağında Kusursuzluk Yerine Kişilik
Bugün kullanıcıların markalarla ilişkisi değişiyor.
Marka yalnızca billboard'da görülen kurumsal bir yapı değil.
Yorumlara cevap veriyor.
Meme paylaşıyor.
TikTok çekiyor.
Hata yapıyor.
Şaka yapıyor.
Kendisiyle dalga geçiyor.
Dolayısıyla görsel kimliklerin de daha esnek ve insani olması gerekiyor.
Kitsch, camp, maximalism ve anti-design bu nedenle yalnızca grafik tasarım trendleri değil.
Markaların daha kişilikli davranma arzusunun görsel karşılıkları.
Peki Minimalizm Öldü mü?
Kesinlikle hayır.
Minimalizm kötü olduğu için maximalism yükselmiyor.
Sorun minimalizmin kendisi değil, anlamsız minimalizm.
Apple'ın sade tasarım dili güçlü olabilir çünkü ürünlerinden mağazalarına, fotoğrafçılığından ambalajına kadar bütün sistem aynı düşünceyi taşıyor.
Aynı şekilde güçlü bir maximalist marka da bütün temas noktalarında kendi dünyasını sürdürebilir.
İyi tasarımın ölçüsü kaç element kullandığımız değildir.
Bir element de kullanabiliriz.
Yüz element de.
Asıl mesele hepsinin neden orada olduğunu bilmektir.
Voldi Creative Olarak Biz Bu Dönüşümü Nasıl Okuyoruz?
Voldi Creative olarak tasarım trendlerini yalnızca “bu yıl hangi renk moda?” seviyesinde değerlendirmiyoruz. Çünkü trendleri kopyalamak markayı güncel gösterebilir ancak özgün yapmaz.
Bizim için daha ilginç olan, trendlerin neden ortaya çıktığını anlamak.
Kitsch'in, anti-design'ın ve maximalism'in yeniden yükselmesinin arkasında dijital tekdüzelik, sosyal medya kültürü, Y2K nostaljisi, meme dili, algoritmik dikkat savaşı ve giderek kusursuzlaşan yapay görüntülere karşı duyulan tepki bulunuyor.
Bütün bunlar bize tasarımın aslında toplumun ruh hâlini ne kadar hızlı yansıttığını gösteriyor.
Bir dönem kusursuzluk ilerleme anlamına geliyordu.
Bugün ise bazen fazla kusursuz olmak yapaylık anlamına geliyor.
Belki bu nedenle yırtılmış bir kâğıt, yanlış hizalanmış bir başlık veya biraz kötü çekilmiş bir fotoğraf yeniden çekici geliyor.
Çünkü kusur bize hâlâ bir şey söylüyor:
Burada bir insan var.
Ve yapay zekânın saniyeler içerisinde kusursuz görüntüler üretebildiği bir dönemde insan izinin kendisi belki de tasarımın yeni lükslerinden biri olacak.
Kitsch bu yüzden yeniden cool.
Çirkinlik güzelliğin yerini aldığı için değil.
Herkes güzel olmaya çalışırken farklı görünmenin yollarından biri olduğu için.
